Tuesday, June 23, 2009

adam olacak cocuk...

ben olayin detayini bilmiyordum da bu Chris Brown tam psikopat cikti yaw. 20 yasindaki "velet" kendini dag ayisi yerine koymus "kiz arkadasim" dedigi "velet"i dövüyor. sen kimsin ulan kisa pantalonlu dügün sarkicisi!!

"Los Angeles'taki mahkeme, aynı suçu bir kez daha tekrar etmesi halinde 5 yıl hapse mahkum edilecek olan Brown'ı 180 gün kamu yararına çalışma cezasına çarptırdı.
20 yaşındaki Chris Brown, savcılıkla anlaşma yapıp suçunu kabul etmeseydi, 5 yıl hapis cezası alabilirdi."

haber NTVMSNBC.com'dan.

Tuesday, June 2, 2009

adami hasta etmeeeee......

günes acti bu almanlara biseyler oldu. günesin altinda bira icince normalden daha cok sapitmaya basladilar.
cuma günü trende yanimda 40-50 yaslarinda aile babasi tadinda bi herif oturuyordu. o gazete okumaya basladi ben de dergimi okuyordum. yarim saat gecti, gecmedi herif dirsegiyle dirsegimi resmen itekledi. utanmasam vurdu dicem. noluyoruz yaw diye baktim, herif sinirden delirmis bir halde "cok sinir etti" dedi ben de "ne sinir etti?" dedim, "sabahtan beri kollarimiz degip duruyor sinir oldum" dedi. "e ben napiyim" dedim, "ben burda sikistim senin orasi genis az git dedi" (kendisi pencere kenarindaydi). ben de, "adam gibi söylesen anlarim ne kolumu itiyorsun" dedim. 2,5 saat kic kica dönmüs modda geldik. arada kendisi bira almak icin cikti, ben de kendisine yok vermek zorunda kaldim. inerken de hoscakal demedim, oh olsun!!!

ye beni, günümü ye...

dün tatildi.
papa televizyona ciktigina göre bir katolik günü sayesinde daha calismaktan kurtulmus oldum ben.
3 günlük haftasonundan sonra bugün acayip zor geciyor.
hava cok sicak ve beynim genlesti sanirim.
sabahtan beri 1-2 mail atip 1-2 kisiyle görüstüm. "TO DO" listimde daha 50 kadar madde var yapilacak.
patronlar yurtdisina, deniz kiyisi tatil köyüne toplantiya gittiler.
ofiste 2 kisiyiz.
internette ziyaret ettigim her sayfa icin patrona bir mail gittigine inanip panik olmaya basladim. adamin söyledigi herseyi, "su isi 50 kere söyletmeden yap" olarak algiliyorum artik.
tembelligimin bu kadar farkedilmez olmasi imkansiz diye düsünüyorum.
dayanamayip 1 bar cikolata yedim ögleden sonra. daha cok olsa daha cok yerim bugün.
dün gece saat 10da 1 porsiyon tandir kebabi yedim. ama herifler kebabi firina atmadan hasliyorlarmis önce. oldu mu simdi yaw?
üstüne künefe de yiyecektik ama birisi ben sevmiyorum öyle sicak sicak peynirli dedi ve hayallerim suya düstü.
bugün sinemalarda: "back to the diet 2".......

?

is it like you have it or not? is it like you have the soul of an artist or dont?

Friday, May 15, 2009

que sera, sera.....

kücükken sorarlardi her cocuga sordukari gibi:"büyüyünce ne olmak istersin?" ben hep ayni cevabi verirdim: "bilmem". bilmiyordum gercekten de. hala da bilmedim ben o sorunun cevabini. her cocuk illa ki birsey söyler: doktor der pilot der olmadi ögretmen der. "bilmem" der mi? ben bunu 15imde de bilmedim, 18imde de, hala da bilmiyorum. zorla morla birseyler olduk iste sonunda, hosuma da gitmisti okurken yalan olmasin.

birine söyle dedigimi hatirliyorum:"kirmizi ojelerimle gidebilecegim bir isim olsun".

mezun olunca aman bir is olsun da ne olursa diye is aradim, bir coklari gibi. teknoloji firmasina girdim diye mühendislik yapicam zannederken, sacma sapan birsey cikti karsima. meger girdigim pozisyonun ne oldugunu bile anlamamisim ben, ise girmeye calismaktan... tabi yapisti o pozisyon benim üzerime, "uzmanlik" var ya... hani mühendis olacaktim ben? olamadim vallahi! simdi neyim? bilmem....

kirmizi ojelerimle ise gelebiliyor muyum? bazen evet, ama toplanti varsa aksam cikariyorum ojeleri. aman beni "salak" sanmasinlar diye, profesyonel degil diye,ilk tanistigim büyük amcalar beni mimlemesin diye. mimlese neolacak? aman!

"networking" bu yeni icat olmus bisey degil. babamin agzindan dusmeyen laftir: is hayatinda cevren olacak cevren.... o cevre oldu network simdilerde. insanin icinde olmayinca, zorlamayla yapinca hersey ne kadar zor... toplantilarda dogru adamlarin yanina oturacaksin, dogru adamlarla yemege gideceksin, dogru adamlarla arkadas olacaksin, dogru zamanda dogru yerde olacaksin. hesap kitap insani olmayan ben icin o kadar zor ki bunlar. yoruldum! dün bütün gün süren bir toplanti, ardindan topluca gidilen yemek... 24 saat mesaide gibi, "dogru seyi söylemeye" calismak,"dogru hareket etmek", "dogru yemek","dogru icmek"....

icimde yok heralde, ruhumda yok. zorlamasam mi acaba?

tembel teneke bos teneke!!!

patron nasil calisiyor karsimda, haril haril...
pata pata yaziyor birseyler klavyede.
ben de calissam:(
nasil caliscam ben?
calismak nasil icimden gelecek ki benim?

Friday, April 24, 2009

sevgili umit market

seni su an anne babamdan daha cok seviyorum. sadece 5 euroya, haftalardir asermis oldugum can erik+surpriz olarak bagdem caglasina kavusturdun beni. dislerim seyreyene kadar tuza banip banip yiyecegim. ne de olsa sensodin dismacunum var!! hassas dislere dost.

ne is olsa yaparim

biriyle tanisinca sorulan 3. sorudur bu : "ne is yapiyorsun?" bana da cok soran olur/oluyor. dürüstce cevap veriyorum: "vallahi ben de bilmiyorum". komik olmak ya da anlatmak istememek gibi bir derdim yok, alenen bilmiyorum ne is yaptigimi. bildigim tek sey, mümkünse birsey yapmak istememem. ama tabi gün icinde kacamadigim, illa ki birsey yapmam gereken isler de olmuyor degil (napalim ekmek parasi). gecen gün düsündüm ve daha tatmin edici bir cevap buldum: "zaman icinde büyüyüp kocaman olan sirketlerin, büyüklükden dolayi kontrolden cikmis islerini kontrol altina almaya calisiyorum". ben ve etrafimdaki bir cok kisinin is tanimlari o kadar sanal ki. aslinda biz olmadan da yürür bu sirket. ama bizim müdür birilerini inandirmis ki biz cok faydaliyiz ve deli gibi isimiz var,daha cok adama ihtiyacimiz var; saolsunlar onlar da beni ise aldilar. yaptigimiz is, günlük operasyonu yapan insanlarin isine burnumuzu sokup onlarin canini sikmak. her zaman kariyer hedefim "ulan bunlarin da bir is yaptigi yok anca konusup duruyorlar" denilen bölümlere gecip "bir is yapmamak"ti. su anda bunu basardigimi anliyorum ve korkunc canim SIKILIyor.
demek ki neymis: her zaman nehrin diger tarafindaki otlar daha yesil, komsunun tavugu daha semirmis, o kot o kizda daha güzel görünüyor ve baskalarinin kariyeri bizimkinden daha imrenilesi.
bu isin sonu yok sayin seyirciler. maas cekimizle mutlu olmaya calisalim lütfen.

benim sinemalarim

pazartesi günü su filmi seyretmeye gittik (sinemadaki tek ingilizce film oydu). 5 kiz yanyana oturmustuk, ikisi film sonunda agladi, benim gözlerim doldu. sonunda herkesin mutlu olmasina uyuz oldum ve yanimdakine söyle dedim:"they are the exceptions, we are the rules!"
eve geldim, dur iki dakika televizyonu acayim dedim ve almanca dublajiyla Karamel'in 2. yarisina denk geldim. tabi ki sonuna kadar izledim, ilk filme dökemedigim yaslarim durmamacasina akti. tante rose amerikali amcayla bulusmak üzere süslenirken, krize giren deli ablasi varken hayatina baska birinin giremeyecegini farkedip aglaya aglaya makyajini silmesi belki 10. kez yüregimi dagladi.
bu iki film üstüste bana iyi gelmedi.

kisir döngü

kilo vereyim diye bütün gün su iciyorum...
su ictikce tuvalete gidiyorum...
tuvalete gittikce ellerimi yikiyorum...
ellerimi yikadikca ellerim kuruyor...
ellerim kurudukca krem sürüyorum...
daha krem etkisini gösteremeden yine tuvalete gidip elimi yikiyorum...
sudan degil ama tuvalete kadar yürüdügüm yoldan kilo veririm gibime geliyor.

Tuesday, April 14, 2009

balkon gel basima kon...

kendisini ciceklendirme calismalarina 100 eurocuk harcamis oldugum balkonumda oturup patates cipsi yiyorum. bu aralar gozumun onunden ve kafamdan gecen tek sey; tanidigim, bir zamanlar hayatimdan gelmis gecmis, etrafimda olup olan herkes ama herkesin bir sekilde hayatinin askini, isini, yerini,yurdunu, duzenini buldugu benimse dimdizlak, balkonda cips yedigim gercegi. herkes ne is yapacagina, nerede yasayacagina, kimle yasayacagina, nasil yasayacagina karar vermis, ya kararini uygulamis ya da uygulamaya calisiyor. ben balkonda cips yiyorum. ha bir de lanet olasi mutfak lavabosunun tikanikligini acmak su aralar tek hedefim. ararsaniz mutfaktayim.

Thursday, April 9, 2009

aptal düsman

mantik seviyeleri benimle ayni olmayan insanlar benimle tartismasin (seviyenin yüksek ya da alcak olmasi farketmez, yeter ki ayni olsun). o tartismadan sonuc cikmiyor. baska dilden k0nusuyormus da anlasamiyormusuz gibi hissediyorum. zaten ben bu insanlarla tartismam, konuyu kapatir, o adami fisler, "ilerde az muhattap olunacaklar listesi"ne eklerim. bir konu tartisilmaya baslandiginda tüm katilimcilarin kafasinda su amac olmali: bu tartismadan bir sonuc cikacak. bu, bana göre herkesin kazandigi durum. ama her katilimci böyle düsünmüyor, "benim su karsimdakini alt etmem lazim" diye niyetleniyorsa o is koc dövüsüne döner benim de orada isim olmaz.
bu taktik, elalemin adamlariyla tutuyor da, evdeki adami ne yapayim? atsam atilmaz satsam satilmaz. sonuca varmayan tartismalar da rüzgar cani gibi aramizda asili kaliyor, en ufak bir rüzgarda basliyor tangirdamaya. ama benim basim agrimaya basladi yavas yavas......

Thursday, March 19, 2009

germany's next top model..

heidi klum nasil aglatiyor kizlari nasil duygusal iskence ediyor nasil "atildin" diyip sonra "saka saka" igrencligine yatiyor. peki o salak kizlar neden manken olmak icin bir ajansa gitmiyorlar? mazohist mi bunlar?

chocomel

cikolatisini siyirip marsmelovunu yemek istiyorum hepsinin.

Wednesday, March 18, 2009

weiss wurst (beyaz sosis)

kantinde hergun 15 dakika menu tabelasinin onunde dikilip yemek iceriklerini anlamaya calisiyorum. gecen gun bavyera menseiili bembeyaz sosin yaninda veal (dana eti) yazdigini gorunce beyazliginin nerden geldigini dusunmeden gittim onu aldim. afiyetle yerken gerzek koligim kis kis siritarak:'onun icinde ne oldugunu biliyor musun' dedi, ben de 'bilmiyorum ve bilmek istemiyorum tadi guzel ve bunu yemek istiyorum' dedim. gercekten bilmek istemiyorum:(

istanbula gitmek

o kadar gercek gibi gelmiyor ki daha valizimi bile hazirlamadim su an itibariyle ucusa 48 saatten az kala.
koliglerim: ah ne guzel napicaksin istanbulda?
ben:yemek yicem!!!!

bugun ortmenim bana istanbul hakkinda sorular sorarken onu o kadar yanlis anladim ki konusmanin sonunda kendisine istanbulda dogal gazla calisan otomobiller oldugunu soyledigimi farkettim. acaba 'ben yanlis anladim onun icin boyle sacma bi cevap verdim' dese miydim? ama bu yabanci dilimin seviye(sizligi)ni kabul etmek olmaz miydi?

baba ve anarsik kizi

ben:calisma iznimi uzatmam gerekiyor
baba:uzatma bosver yeter bu kadar (????)

bahar geldi...

ben artik kilotlu corap giymiyorum:)
bunu soyledigimde sevgili koligim K gozlerini kocaman acti ve hayatta boyle bisey duymamis gibi:'neeeee butun kis kilotlu corap mi giydin???' dedi. sanirim buranin benim icin ne kadar soguk oldugunu simdi anladi.

Tuesday, February 17, 2009

mütemadiyen...

"Bedia pencerede Kamuran'i beklerken mütemadiyen yagmur yagiyordu."

"Mütemadiyen yagmur yagmak" diye birsey var. R.N.Güntekin uydurmadi bunu. su an itibariyle 72 saati gecti o "mütemadiyen".

Monday, June 2, 2008

phone call from germany

My boss to be called this morning having the whole team with him. i heard big "hello"s from the behind which was relaxing. he said he will be calling again, i suppose he doesnt want to let me be discouraged because of the delay.
found my old german lecture books and started to look into them a little to send the bordom away.
really cant spend my time in a productive way.